CİLT HASTALIKLARI 

 
 

 

 1.     Ürtiker

 -Akut Ürtiker

 -Kronik Ürtiker

 

2.     Saç Dökülmesi

 -Telogen Efflium

-Erkek Tipi (androgenetik) Saç Dökülmesi

-Alopesi Areata

 

3.     Ekzema 

-İrritan Ekzema

-Allerjik Ekzema

-El Ekzeması

-Göz Kapağı Ekzeması

 

4.     Atopik Ekzema

5.     Mantar Hastalıkları

6.     Aft (Ağız yaraları) 

Behçet Hastalığı

 

7.     Sedef Hastalığı

8.     Hirsutismus (aşırı kıllanma)

9.     Zona

10.  Aşırı Terleme

11.  Keloid

12.  Vitiligo

13. Akne Rozase

14.  Seboreik Dermatit

15.  Varis

16.  Deri kanserleri 

-Basal hücreli kanser

-Yassı hücreli kanser

-Melanom

 

17.  Nevüs (Benler)

18.  Seboreik Keratoz

19.  Nasır

20.  Akne (Sivilce)

21.  Siğil

22.  Mantar İnfeksiyonu

23.  Kondilom (Cinsel Siğil)

24.  Molluscum

25.  Herpes infeksiyonu (Uçuk)

26.  Hiperpigmentasyon

-Gebelik Maskesi (melasma)

-Postinflamatuar Hiperpigmentasyon

                 -Çillenme (Efelid)

                 -Lentigo

                 -Fototoksik Pigmentasyon

                 -Cafe Au Lait Lekesi

                 -Mongol Lekesi

                 -Labial Lentigo

 

>>ÜRTİKER

Halk arasında kurdeşen olarak bilinen ürtikerde; deriden kabarık, kırmızı şişlikler görülür.

İnsanların  % 15-20 si yaşamı boyunca en az bir kez ürtiker atağı geçirir.  

Bir kaç saatte iz bırakmadan iyileşen, ancak tekrarlayıcı özellik gösteren lezyonlar çok kaşıntılıdır.

Bu yüzden kişinin günlük yaşantısında psikososyal zorluklara yol açar.

Mukozada derin doku şişliği (nefes darlığı, yutma güçlüğü) ne yol açabilir, bu durumda mutlaka acil müdahale gerekir.

Ürtikerde, hastanın klinik özellikleri, şikayetlerin süresi, gözden geçirilerek, ürtikere yol açabilecek faktörler ayrıltılı olarak sorgulanmalı olası etmenler ortadan kaldırılmalıdır.

Tedavide antihistaminik ilaçlar faydalıdır şiddetli olgularda kortizonlu ilaçlar gerekebilir.

Akut ve kronik olarak 2 formu vardır. En sık akut formu görülür.

 Akut ürtiker: 

 6 haftadan kısa süren ürtikeri tanımlar. Lezyonlar birkaç gün veya hafta içinde geriler. Bu tür kısa süreli ürtiker atakları çocuklar ve genç erişkinlerde sık görülür.

En sık gıdalar, ilaçlar, enfeksiyonlar, parazit ve böcek ısırıklarına ikincil olarak ortaya çıkar.

6 yaştan küçük çocuklarda en sık akut ürtiker sebebi inek sütüdür.

Ürtikere en sık yol açan gıdalar: Yumurta, balık ve deniz ürünleri, fındık, çikolata, çilek, süt ve gıda katkı maddeleridir.

İlaçlar: ağrı kesici ve antibiyotiklerdir.

Kronik ürtiker:

Ürtiker 6 haftadan uzun sürer.

Hastaların çoğunda bir sebep bulamaz ancak hastalar altta yatan iç hastalıklar açısından araştırılmalıdır.

Ürtiker sıcak- soğuk teması, basınç uygulaması, su teması, güneş ışınları, eksersiz gibi faktörler ile de ilişkili olabilir.

Stres ürtikeri şiddetlendirebilir.

>>AFT

Aft, hemen hemen her insanda yaşam boyunca en kaz birkaç kez ortaya çıkar; ağız içi ağrılı yaraları tanımlar. Çoğunlukla sebepsiz olarak ortaya çıkar.

Yemek yememizi, konuşmamızı, genel vücut sağlığımızı etkileyen bu yaralar her yaşta ve her iki cinsiyette görülebilmektedir.

Sürekli tekrarlayan aftlar;

-Stres

-Ağız içi travma

-Ağız içi hijyen bozukluğu

-Kronik sigara kullanımında sigaranın aniden bırakılması

-Kansızlık

-Vtamin (B 12)- folik asit eksikliği

-Kronik bağırsak hastalığı

-Behçet hastalığı ile ilişkili olabilir.

  Tanı çoğunlukla klinik olarak konur, uzun süren tekrarlayıcı aftlarda mutlaka bir cilt hastalıkları uzmanına başvurmak ve altta yatan sebebe yönelik araştırma yapmak gerekir.

Tedavide lokal antiseptik gargara, ağrı kesici, antibiyotik ve kortizonlu pomatlar şikayetleri hafifletir. Şiddetli olgularda sistemik etkili (ağızdan veya enjeksiyon şeklinde) ilaçlar (kortizon, ağrı kesici vs) önerilebilir.

 

>>BEHÇET HASTALIĞI

Türk dermatoloğu Hulusi Behçet tarafından tanımlanmış olan ''Behçet hastalığı'' deri ve mukozalar başta olmak üzere çok sayıda organı tutabilen kronik seyirli bir hastalıktır.

Alevlenme ve iyileşme dönemleri ile seyreder; kalıtsal geçiş söz konusudur.

En sık 20-50 yaş arası kadın ve erkeklerde eşit sıklıkta görülür.

Hastalığıjn ilk belirtisi ağız içinde tekrarlayan yaralardır. Bunun dışında cinsel bölgede iz bırakarak iyileşen yaralar ve göz tutulumu (üveit) major yanı kriterlerindendir.

Eklem ağrıları, deri belirtileri (eritema nodosum, tekrarlayan iltihaplı sivilceler), paterji test pozitifliği, nörolojik tutulum, damar tutulumu da minör tanı kreiterlerindendir.

Hastalığın klinik bulgularını desteklemek amacıyla ön kola injeksiyon yapılarak derinin verdiği reaksiyonu ölçmek amacıyla paterji test yapılır.

Tedavisi:

Ağız içi veya genital yaralar için lokal antiseptik pansumanlar, kortizonlu pomadlar;

Sistemik hastalığın tedavisi için kolşisin, şiddetli olgularda immunsupresif ilaçlar (azotiopürin, siklofosfamid, sistemik kortikosteroid vb) kullanılır.

 

>>EKZEMA

En sık karşılaşılan deri hastalıkları arasında görülen ekzama iritan veya allerjik kökenli olabilir.

 İritan egzama:

İritan egzama fiziksel (güneş veya röntgen ışınları) ve kimyasal (detarjan, sabun, kozmetik ürünleri) etmenlerle oluşabilir.

Ensık ev hanımlarında; el sırtında ve el parmaklarında; su, sabun ve detarjanların sürekli ve sık olarak temas ettiği bölgede kuruluk, kızarıklık, kepeklenme, çatlama, kabuklanma şeklinde görülür.

Ev hanımları dışında temizlikçiler, berberler, sağlık personeli ve ahçılar da iritan el egzaması açısından risk gurubundadır.

Temasın önlenmemesi, cildin nemlendirilmemesi, cildin eldivenle korunmaması durumunda problem kronikleşir ve tedavi zorlaşır.

Hastalar kaşıntı, yanma ve kozmetik sorunlardan yakınır. Problem kronikleştikçe bu zeminde ikincil enfeksiyonlar ve tırnak bozuklukları gelişebilir.

Tedavisinde kortizonlu pomadları ve nemlendiricileri uzun süreli kullanmak gerekebilir. Tedavi mutlaka bir cilt hastalıkları uzmanının kontrolünde sürdürülmelidir. Çünkü kortizonlu ilaçların doktor kontrolü olmadan uzun süreli kullanımı yan etkiler oluşturabilir. Tablonun tam olarak tedavisi için iritan temizlik maddeleri, su, sabun teması tamamen önlenmelidir.

 İritan egzama çocuklarda parmak emme ile parmakta, ağız çevresini yalama ile ağız çevresinde de görülebilir.

Allerjik egzama:

Allerjik bir madde ile birkez duyarlanan ciltte, aynı madde ile her karşılaştığında tekrar eden ekzamayı tarif eder. İritan egzamaya göre daha seyrek görülür.

Kozmetikler,  parfümler,  mesleki ve endüstriyel maddeler (nikel, plastik, çimento, boya maddeleri) allerjik ekzamanın sık görülen sebeplerindendir.

Kızarıklık, ödem, su kabarcıkları, sızıntı, şiddetli kaşıntı görülebilir. Tedaviyle kontrol altına alınır, tedavi edilmezse kabuklanma, deride kalınlaşma, çatlak oluşumu görülür.

Allerjik ekzama, çogunlukla her iki el sırtında simetrik yerleşir.

Allerjik ekzama tanısında yama testi yapılmaktadır. Koku, lastik, bitki, tekstil, metal bileşenlerine ait allerjenler uygulandıktan sonraki 48, 72 saatlerde test bölgeleri değerlendirilerek allerji olup olmadığı saptanır. Yama testi pozitifliği hastanın öyküsü klinik özellikleri ile birleştirilerek değerlendirilir.

 El ekzaması:

İrritan veya alerjik kökenli olabilir.

El ekzamalarının her türünde iritan etkili kimyasal maddeler, sık el yıkama sürtünme ve ikincil enfeksiyonlar tabloyu şiddetlendirir.

El ekzamasında koruyucu eldiven kullanımı çok önemlidir. Kuru ortamlarda pamuklu eldivenler yeterli olurken, ıslak ortamlarda bunun üzerine plastik eldiven de giyilmelidir. Hastalar, deterjan çamaşır suyu, çiğ sebze, yapıştırıcılar ve inşaat malzemeleri gibi iritan ve allerjik özellikli maddelerle temastan olabildiğince kaçınmalıdır.

Göz kapağı ekzaması:

Göz çevresine uygulanan kozmetik ürünler, kontakt lens bakım malzemeleri, topikal uygulanan göz ilaçları (damla, krem şeklinde) ile oluşabilir. İnce deri bölgesi olduğu için göz kapağında ödem eşlik edebilir. Zayıf etkili kortizonlu pomatlarla tedavi edilir.

Yüz ekzaması:

Nemlendiriciler ve kozmetik ürünlerdeki katkı ve koruyucu maddeleri yol açabilir.

>>ATOPİK EKZAMA 

Kalıtsal yatkınlığı olan çocuklarda çevresel faktörlerin etkisiyle oluşan kaşıntılı ekzama lezyonları şeklinde ortaya çıkar.

En sık bebek ve çocuklarda görülür. % 90 oranda 5 yaş altında; yanaklar, alın ve çenede kızarık döküntülere yol açar.

Allerjik astım ve alerjik nezleye eşlik edebilir. Kronik tekrarlayıcı seyri vardır.

Çocukluk çağında kol, bacak kıvrım yerlerinde ekzama şeklinde görülür.

Erişkin atopik dermatitli hastalarda üst göz kapağı ve el egzaması ön plana çıkar.

Atopik dermatitli hastalarda cilt kuru, kolay tahriş olabilen yapıdadır. Şiddetli kaşıntı ile ikincil enfeksiyonlar daha kolay gelişir. Hastalık seyri kışın şiddetlenir.

Terleme, yünlü giysiler, su, sabun, deterjan metal teması kaşıntıyı arttırır.

 

Atopik dermatit tanı:

Destekleyici klinik bulgularla; atopik dermatit tanısını desteklemede serum total IgE düzeyi yüksek olan hastalarda deri delme testi (prick test) yapılabilir. Bu test ile çimen, ağaç poleni, küf, hayvan tüyleri ev tozları ile gıda alerjenlerinin uygulanması sonrası derinin reaksiyonu kontrol edilir.

Atopik dermatit tedavi:

Tedavisinde antihistaminikler kortizonlu krem ve pomatlar, nemlendiriciler kullanılmaktadır.

Kortizon ilaçlarının mutlaka doktor kontrolünde kullanılması gerekir, çünkü deride incelme, kılcal damar-  çatlak oluşumu, deri enfeksiyonlarına yatkınlık gibi sonuçlar doğurabilir.

Özellikle çocuk hastalarda kortizonlu ilaçların emilimi ve olası yan etkileri açısından cilt hastalıkları uzmanı kontrolünde tedavinin sürdürülmesi şarttır.

Son yıllarda kortizon içermeyen immunmodulatör ilaçların çıkması ile erişkinlerde hassas bölgelerin ve çocuk hastaların tedavisi güvenle yapılabilmekdir.

Atopik ekzamalı hastalarda dikkat edilecek hususlar:

-Hafif, bol, pamuklu giysiler tercih edilmelidir.

-Temizlik maddelerine mümkün olduğunca az maruz kalınmalı; kullanırken mutlaka eldiven takılmalı.

-Cilt kuruluğu önlenmelidir. Bunun için banyo sıklığını azaltmak, ılık suyla yumuşak sabun içermeyen temizleyicilerle cildi tahriş etmeden banyo yapmak, banyo sonrası hafifce kurulanmak ve mutlaka bir yağ veya nemlendirici kullanmak gerekir.

-Aşırı nem ve ısı farklılıklarından kaçınılmalıdır

 

>>SEDEF HASTALIĞI

 Sedef hastalığı, psikososyal yaşantıyı etkileyen, kronik tekrarlayıcı seyir gösteren, sık görülen bir deri hastalığıdır.

Sedef hastalığı klinik bulguları nasıldır?

En sık genç erişkinlerde görülmektedir. Cilt hücrelerinin çok hızlı yenilenmesine bağlı olarak; beyaz- gümüş renkli kalın kabuklanma gösteren pembe- kırmızı keskin sınırlı plaklar görülür.

En sık diz, dirseklerde simetrik yerleşim gösterir. Saçlı deri, tırnak da sık tutulan bölgelerdendir. Daha ender olarak, şiddetli olgularda eklem tutulumu da görülebilir.

Sedef hastalığı neden oluşur?

Hastalığın sebebi tam olarak bilinmemektedir.

Kalıtsal yatkınlığı olan kişilerde stres, travma, infeksiyonlar, alkol- ilaç kullanımı, hormonal değişimler hastalık gelişimini aktive edebilmektedir.

Hastalar her tür travmadan korunmalıdır (mümkün olduğu kadar kaşıntı engellenmeli).

Sedef hastasının kullandığı ilaçlar sorgulanmalı, özellikle çocuklarda boğaz infeksiyonu araştırılmalıdır.

 

Sedef hastalığı nasıl tedavi edilir?

Tedavide amaç, mevcut şikayetleri gidermek ve hastalıksız süreyi uzun tutmaktır. Tam iyileşme sonrası bir tetikleyici uyaran ile şikayetlerde tekrarlama olabilir.

Hafif ve sınırlı tutulumda topikal kortizon, d vitamini (kalsipotriol), katran, antralin losyon ve merhemler etkili olur.

Daha şiddetli olgularda ışık tedavisi (PUVA) veya ağızdan etkili ilaçlar (retinoik asit, metotreksat, siklosporin) kullanılabilir.

 

 >>SAÇ DÖKÜLMESİ

Dış görünümüzde çok önemli yer tutan saçlarımızın günlük olarak 50-100 tel halinde dökülmesi, saçın doğal döngüsüne göre normaldir.

Saç dökülmesinin kökeninde ruhsal nedenler çok önemli yer tutar. Günlük yaşantıda üzüntü yaratan durumlar, hassas kişilik yapılarında ve genetik yatkınlığı bulunanlarda saç dökülmesini hızlandırır.  

Saç dökülmesinin birçok klinik tipi mevcuttur. Dikkat edilmesi gereken nokta saç dökülmesi tedavisinde doğru tanı koymaktır.

 

Saç dökülmesinin klinik tipleri nelerdir?

 1-Telogen efflium

Doğum, ateşli hastalık, stres, cerrahi operasyon, ilaç kullanımı, kansızlık, guatr (tiroid hastalığı) gibi durumlarda; 2 – 3 aylık zaman diliminde başlar.

En sık doğum sonrası dönemde görülmektedir. Ve bu doğal süreç kendiliğinden zamanla düzelmektedir.

Aktif dönemde bulunan saçların, bir anda büyük kısmının dinlenme dönemine girmesi söz konusudur.

Ani ve şiddetli başlayan bu tür saç dökülmelerinde hasta eline tomarla saç geldiğini ifade eder ve endişelenir.

Tedaviyi saç dökülmesine yol açan sebebi saptayarak ortadan kaldırarak planlamak çok önemlidir.

 

2 – Erkek tipi (Androgenetik) saç dökülmesi

Özellikle erkeklerde (nadiren kadınlarda) saçta derinin tepe ve ön kısmı ile şakaklarda açılma, seyrelme şeklinde görülür.

luşumu, genetik zeminde erkeklik hormonu ( androjen) etkilerine dayanır. Genellikle 20 yaştan sonra başlar ve ilerleyici seyir gösterir. Erkeklerin yarısından fazlasında mevcuttur.

Erken evresinde ve özellikle gençlerde lokal tedaviye yanıt alınır.

Tedavisinde lokal minoksidil veya ağızdan finasterid tablet etkili olabilir ancak etkileri geçicidir.

Dökülme ilerledikçe saç ekimi gerekir.

 

3- Bölgesel saç dökülmesi (Alopesi  Areata)

En sık saçlı deri ve sakal bölgesinde iz bırakmayan iyi sınırlı dökülme alanları şeklinde görülür.

Halk arasında yanlışlıkla saçkıran olarak tabir edilir. Bulaşıcı değildir.

Stres, kalıtsal faktörler, otoimmün hastalıklar (tiroid hastalığı, diyabet, guatr) ile ilişkili olabilir.

Tedavisinde kortizon, minoksidil, antralin veya d vitamini (kalsipotriol) losyonları kullanılır.

Bu tedaviler etkili olmazsa cilt hastalıkları uzmanı tarafından lezyon içine kortizon enjeksiyonu yapılabilir. Kortizon enjeksiyonu 3-4 haftada bir tekrarlanabilir. Lokal tedaviye göre daha hızlı ve başarılı sonuç verir.

Çok yaygın ve bu tür tedavilere yanıt alınmayan hastalarda sistemik kortizon tedavisi gerekebilir.

 

4- Skar (iz) bırakan saç dökülmesi

Bazı cilt hastalıkları (lupus, mantar infeksiyonu, şiddetli yanıklar, cilt kanseri) nda ortaya çıkabilir.

Saç kökü tahrip olduğundan saçların tekrar çıkması zordur.

 

Saç dökülmesi olan hastaya yaklaşım: 

*Saç dökülmesi yaşayan hastalar saçlı deri tahrişinden kaçınmalıdır. (örn. sıkı ve gergin saç tokaları, saç bantları, çok sıcak ve yakın tutulan saç kurutma makineleri, kimyasallar)

*Saç dökülmesi şikayeti olan kişi mutlaka bir cilt hastalıkları uzmanına başvurmalı; tıbbi özgeçmişi (hastalıklar vs), kullanmakta olduğu ilaçlar, ailevi yatkınlığı sorgulanarak, gerekli kan tetkikleri (kan sayımı, tiroid hormonu, b12 vitamin, folik asit vs) yapılmalıdır.

*Tedavi yöntemleri ile saçlar ilk önce zayıf ve açık renkli olarak belirir, zamanla güçlenir, kalınlaşır. Tedavi şekli ne olursa olsun süreç uzundur, sabır gerektirir, doktor kontrolünde sürdürülmelidir.

*Uzman doktor kontrolü olmadan ilaç kullanmamalıdır. Tedaviler doktor kontrolünde devam etmelidir.

 

>>HİRSUTİSMUS

 Kadınlarda hormonal faktörlerin etkisi ile oluşan erkek tipi kıllanmadır.

Doğuştan veya edinsel olarak ortaya çıkabilir. Edinsel hirsutismus, yumurtalık, böbrek üstü bezi hastalıklarında, prolaktin hormon artışında, ilaç (minoksidil, kortizon) kullanımı sonrası ortaya çıkabilir.

En sık dudak üstü, yanak, çene, göğüs, karın alt kısmında görülür.

Hirsutismuslu hastanın mutlaka uzman doktor tarafından görülerek hormonal hastalıklar açısından tetkiki ve radyolojik incelemesi yapılmalıdır.

Tedavisinde altta yatan hastalığın tespiti ve tedavisi gerekir. Sebep bulunamayan durumlarda hormonal ilaç tedavisi ve epilasyon yapılır.

Lazer epilasyon, ağrısız, hızlı ve etkili sonuç verdiği için en önemli ve kolay tedavi seçeneği oluşturur.

                      

>>ZONA HASTALIĞI

Suçiçeği infeksiyonu geçirildiğinde virüs arka sinir kök hücrelerine yerleşir. Vücut direncinin düştüğü bir dönemde,  arka sinir kök ganglionundaki virüs aktive olarak zona hastalığına yol açar.

Zona, en çok 50 yaştan sonra gövdede görülür: önce yanma, batma hissi sonra sinirin derideki dağılımına uygun olarak kuşak şeklinde kızarıklık ve üzerinde su dolu kabarcıklar belirir.

Şiddetli ağrı eşlik edebilir. Döküntüler geçse de ağrı aylarca devam edebilir.

Yaşlılar, şeker hastaları, bağışıklık sistemi zayıflamış kişilerde (kanser hastaları, kanser tedavisi, AIDS)  hastalık daha uzun ve şiddetli seyreder.

Stres, üzüntü, yorgunluk, sağlıksız uzun süreli diyetler zona gelişimini aktive edebilir.

Şiddetli olgularda mutlaka bir cilt hastalıkları uzmanına başvurmak ve döküntünün ilk 72 saatinde ağızdan antiviral tedavi başlanması gerekir. Ağızdan tedavi, lokal etkili ağrı kesici, kurutucu losyon ve pansumanlarla desteklenir.

 

>>AŞIRI TERLEME

Aşırı terleme, özellikle sıcak yaz aylarında kişinin özel ve sosyal yaşantısını etkileyebilen sık görülen bir deri rahatsızlığıdır.

Ensık avuç içi, koltuk altı ve ayak tabanında görülmektedir.

Aşırı terleme zemininde ikincil infeksiyonlar daha kolay gelişerek (örn; mantar) kötü koku ve kıyafetlerde leke oluşumuna yol açabillir. Bu da toplumsal yaşantıyı zorlaştırır.

Aşırı terleme neden oluşur?

En önemli sebebi emosyonel strestir.

Çoğunlukla sebep bulunamamaktadır ancak tiroid bezinin fazla çalışması, menepoz, şişmanlık,  böbrek üstü bezi hastalıkları, şeker hastalığı, nörolojik hastalıklar, kanser hastalığında da görülebilmektedir.

Bu yüzden aşırı terleyen hastalar mutlaka bir uzman doktora başvurmalıdır.

Nasıl bir tedavi uygulanabilir?

 

   Lokal olarak aliminyum klorid solüsyonu

    

İyontoferez: küçük su banyosu içinde el ve ayaklara hafif elektrik akımı verilir. Hafif orta derece terlemelerde etkilidir.
Botox: Özellikle koltuk altı terlemelerinde çok etkilidir. Kolay, yan etkisi olmayan, etkisi 6 ay süren bir tedavi yöntemidir.
Cerrahi operasyon: Diğer tedavilere yanıt alınamayan hastalarda riskleri değerlendirilerek ve hasta ayrıntılı olarak bilgilendirilerek karar verilmelidir.
 

>>KELOİD

Deride yaralanma (kulak delinmesi, aşı, şiddetli yanık, böcek ısırığı v.s) veya cerrahi müdahale sonrası oluşan kontrolsüz aşırı sert bağ doku oluşumudur.

En sık gövde, omuz, sırt, bacaklarda ortaya çıkar. Nadiren kaşıntı veya ağrı görülebilir.

Deriden kabarık pembe, kırmızı veya ten rengi set kıvamlı yumru şeklinde görülür.

Ailevi yatkınlık olabilir.

Koyu tenli kişilerde daha sık görülür.

Keloide yatkın bireyler travmadan korunmalıdır. Tedavi seçiminde hastanın kozmetik beklentisi, keloidin yerleşim bölgesi, şikayetlerin yoğunluğu ve fonksiyonel bozuklukların varlığı rol oynar.

 

Keloidde tedavi seçenekleri:

Kompresyon ( birkaç ay boyunca 18 – 24 saat süre ile kullanılan özel bası giysileri veya silikon jel ): Küçük keloidlerde etkili olabilir.

İntralezyoner kortizon injeksiyonu (lezyon içine ince uçlu iğnelerle): en az iz bırakan, en etkili yöntemdir.   

Kriyoterapi (dondurma): koyu tenlilerde açık renk lekelere yol açabilir.

Keloid tedavisinde cerrahi girişimlerden kaçınılmalıdır.

  

>>VİTİLİGO

Vitiligo, deriye renk veren melanosit isimli hücrelerin yıkımına bağlı olarak gelişen tebeşir beyazı renginde lekelerle karakterizedir. Vitiligo bölgesindeki kıllarda beyazlaşma da görülebilir.

Lekeler hastada subjektif belirtiye yol açmaz ancak kozmetik ve psikolojik sorunlara yol açar.

Hastalık bulaşıcı değildir.

Deri kanseri ile ilişkisi bulunmamıştır.

Lezyonlar, ultraviolenin zararlı etkilerine açıktır bu yüzden hastalar güneşten korunmalıdır.

 

Vitiligo kimlerde görülür?

En sık 10-30 yaş arası genç erişkinlerde görülür.

Oluşumunda kalıtsal faktörler, stres ve travma rol oynar. %30 olguda ailede hastalık öyküsü vardır.

Vitiligo otoimmun hastalıklar (tiroid hastalığı, şeker hastalığı, kansızlık vb) a eşlik edebilir ama seyri bu hastalıklardan etkilenmez.

Lezyonlar genellikle aniden ortaya çıkar ve bir süre değişmeden kalır, yavaş yavaş artış gösterir.

Koyu tenlilerde beyaz lekeler daha belirgin görülür.

 

Vitiligo tanısı nasıl konur?

Vitiligo tanısı klinik olarak konur, wood ışığı inceleme tanıya yardımcı olabilir. 

Nasıl tedavi edilir?

Vitiligo tedavisi uzun sürer, tam iyileşme nadirdir, tedavi bittikten sonra nüks oluşumu sıktır.

Yüz,  gövde lezyonları tedaviye daha hızlı yanıt verir.

Az sayıda sınırlı lezyon durumunda lokal kortizonlu ve kalsipotriol (D vitamini türevi) içeren kremler faydalıdır.

Kortizonlu ilaçların uzun süreli kullanımda oluşturabileceği yan etkiler nedeniyle tedavi mutlaka uzman dermatolog  kontrolünde sürdürülmelidir.

Takrolimus, pimekrilimus gibi immunmodulatör ilaçlar da umut veren topikal tedavilerdendir.

Antioksidanlar ve psödokatalaz son yıllarda çıkan ilaçlardır.

Vücudun %20 sinden fazlasını tutan vitiligoda fototerapi (PUVA; dar band UVB) tedavisi ön plana geçer.

Tüm tedavilere dirençli olgularda kozmetik kamuflaj yapılır.

 

>>AKNE ROZASE 

Akne rozase, alevlenme ve iyileşme dönemleri ile aylarca yıllarca sürebilen kronik seyirli; sık görülen ve hastalarda kozmetik sorun oluşturan bir cilt hastalığıdır.

Belirtileri nelerdir?

Rozasede yüz orta kısmımda iltihaplı sivilceler, kızarıklık, kılcal damar oluşumu görülür. Geçici kızarıklıklar zamanla kalıcı hal alır ve sonra kılcal damarlar belirir.

Hastalarda yüzde yanma, kaşıntı hissi, ateş basması gibi şikayetler oluşabilir.

İleri evrelerde yağ bezi hücrelerinin artışına bağlı olarak burumda büyüme (rinofima) ye yol açabilir. Bu durum erkeklerde daha sık görülür, kozmetik açıdan önemli sorun oluşturur.

Hastalarda gözde yanma, kaşıntı, kızarılık, kuruluk şikayetlerine yol açabilen göz tutulumu (blefarit, konjoktivit vb) oluşabilir.

 Kimlerde görülür?

Orta yaş üstü ve açık tenli bayanlarda sık görülür.

Rozase neden oluşur?

 Nedeni tam olarak bilinmemektedir. Ciltte bir parazit (demodex) infeksiyonu ile ilişkisi üzerinde durulmuştur.

Güneş, stres, aşırı sıcak veya soğuk içecekler veya ortamlar, baharatlı yiyecekler, alkol, kafein hastalığı şiddetlendirebilir.

Rozaseli hastaya yaklaşım

Hastalar güneş, stres, aşırı sıcak veya soğuk içecekler veya ortamlar, baharatlı yiyecekler, alkol, kafein gibi uyarıcı etkenlerden kaçınmalıdır.

Özellikle bahar ve yaz aylarında güneş koruyucu kremler kullanılmalıdır.

Tedavide ağızdan veya lokal etkili antibiyotikler (metronidazol, eritromisin, tetrasiklin), azeleik asit kullanılabilir.

Tedaviye dirençli olgularda ağızdan düşük doz retinoik asit (izotretinoin) verilebilir.

 

>>SEBOREİK DERMATİT

Kızarıklık ve kepeklenme şikayetlerine yolaçan kronik seyirli bir cilt hastalığıdır. İnsanların çüyük çoğunluğu yaşamı boyunca seboreik dermatit geçirir ancak çok fazla subjektif şikayet oluşturmadığı için hastalar hekime başvurmaz.

Sebebi tam olarak bilinmemektedir.

Seboreik dermatitin 2 tipi vardır: erişkin ve infantil

Hastalığın görülme yaşına bağlı olarak klinik görünümü değişkenlik gösterir.

Erişkin seboreik dermatit:

Ergen veya genç erişkin erkek bireylerde sık görülür.

Kronik, alevlenme ve iyileşme dönemleri ile tekrarlayıcı seyir gösteren seyri vardır.

Lezyonlar subjektif yakınmaya yol açmaz ancak kozmetik sorun oluşturur.

Stres ve bağışıklık sistemi hastalığı tetikleyebilir.

Pityrosporum ovale adlı mantara bağlı olarak gelişen iltihabi bir reaksiyon olduğu düşünülmektedir.

Saçlı deri, yüz ve kaşlar sık olarak tutulur. Yüzde, gövdede kızarıklık, kepeklenme; saç, kaş, bıyıklarda sarı renkte yağlı kepeklenme görülebilir.

Tedavisinde katran, antifungal (ketokanazol), çinko pritrion, salisilik asit içeren şampuanlar, kortizonlu losyon ve kremler kullanılır. Şiddetli olgularda ağızdan mantar ilaçları kullanılır.

 İnfantil seboreik dermatit:

Yaşamın ilk 3 ayında görülür. 

İlk tutulan bölge saçlı deridir, sonra kulak arkası, kaş, alın, yüzde, kıvrım yerleri (bez bölgesi) de belirtiler oluşabilir.

Saçlı deriyi kaplayan sarı yağlı yaışık kabuklanma (beşik şapkası) halk arasında konak olarak ifade edilir. 

Tedavisinde yumuşatıcı kremler  çoğunlukla yeterli olur. Ancak şiddetli olgularda zayıf etkili kortizonlu veya antifungal (ketokanazol) kremler kullanılır.

İnfantil seboreik dermatit çoğunlukla 1 yaşyan önce kendiliğinden iyileşir.

 

>>VARİS

Varis, yüzeyel toplardamarlarıntıkanıklık ve aşırı basınca bağlı olarak uzaması ve genişlemesidir.

Ailevi özellik görülebilir, kadınlarda daha sık görülür.

Özellikle hareketsiz ve sürekli otutarak veya ayakta kalarak çalışmayı gerektiren çalışma şartları varisin günümüzde daha sık görülmesine yol açmıştır.

 

Ne tür şikayetlere yol açar?

 Gece krampları, ayaklarda yanma hissi, şişme, ağrı, kalınlaşmış toplardamar görünümü, iyileşmeyen döküntüler, yaralar

 Varis neden oluşur?

Toplardamar alt kısmında basınç artışı, damar içi kapak yetersizliği ve akım bozukluğuna yol açan

-ileri yaş (40 yaş sonrası)

-kadınlar

-öğretmenler gibi sürekli ayakta çalışan meslek grupları

-gebelik gibi hormonal durumlar

-şişmanlık gibi karın içi basıncı artıran durumlar

-doğum

-kalıtsal faktörler

- bölgede travma, infeksiyonlar, çorp lastiği, jartiyer basısı

                                                                                              durumlarında varis daha kolay gelişir.

 

Varis nasıl tedavi edilir? 

Medikal veya cerrahi tedavi uygulanabilir.

 

Medikal tedavi: erken dönem variste ve cerrahi uygulanamayan hastalarda tercih edilir.

Varis çorabı:Varisten korunmada ve varis tedavisine yardımcı olarak  iyi bir varis çorabı kullanmak şarttır. Çorap mümkün olduğunca sürekli giyilmelidir (sabah yataktan kalkmadan ayaklar 3-4 dk hafif yüksekte bekletildikten sonra giyilmeli, gece yatmadan önce çıkarılmalıdır).

Varisin şiddetine göre değişik basınçlarda varis çorapları mevcuttur, hastanın klinik durumuna göre uygun varis çorabı tercih edilir. 

 

Skleroterapi: ince enjektörle varis içine sklerozan (damar büzücü) ilaç enjeksiyonu

İlaç tedavisi (toplardamar duvarını güçlendiren ilaçlar)

Varis tedavi edildikten sonra tekrar oluşma riski mevcuttur.

Varisten korunmak için birtakım önlemler almak gerekir:

-kilo artışından kaçınmak

-sigara içmemeli

-çok yüksek topuklu ayakkabı tercih etmemeli, hergün ayakkabı değiştirmeli.

-düzenli spor yapmak (yürüme, yüzme, bisiklet)

-uzun süre sıcak  ortamlar (banyo, sauna vs) ve  güneş maruziyetinden kaçınmalı.

-bacaklara soğuk su duşu yapılmalı.

-uzun süre ayakta kalmaktan kaçınmalı, böyle durumlarda ayak ve ayak baş parmağı eksersizi yapılmalıdır.

-oturur pozisyonda bacak bacak üstüne atmaktan kaçınmalı.

-bol giysiler tercih etmeli (dizaltı çorap lastiği veya kasıkları sıkan giysiler kullanılmamalı).

>>HİPERPİGMENTASYON

Sebepleri:
-İlaçlar ( doğum kontrol hapı, isotretinoin v.b.)
-Hastalıklar (Hipertiroidi, hemakromatoz, Adison hastalığı): Vücut   genelinde yaygın hiperpigmentasyon görülür.
-Cilt hastalıkları ( melasma, lentigo, çil, cafe au lait)
-Gebelik gibi hormonal değişiklikler. 

 

>>MELASMA ( KLOASMA) = GEBELİK MASKESİ

Güneşe maruz kalma sonrası, yüzde (özellikle alın, bıyık, yanak bölgesinde) edinsel olarak ortaya çıkan kahverengi lekeleri tanımlar.

Koyu tenliler ve genç erişkinlerde sık görülür.

Gebelik, doğum kontrol hapı kullanımında sık görülür.

Güneşe maruz kaldıktan sonra haftalar içinde gelişir.

Kozmetik bir sorundur,

Tedavisinde

 

-Hidrokinon, azeleik asit, tretinoin içeren keremler,

-Peeling

-Lazer uygulanabilir.

 

Melasmadan korunmada güneş koruyucu ürün kullanımı şarttır (özellikle çinko oksit veya titanyundioksit içeren opak güneş koruyucular daha etkilidir).

 

>>POSTİNFLAMATUAR HİPERPİGMENTASYON

Yaralanma, travma veya bir cilt hastalığının (ekzema, sedef, liken planus, kronik kaşıntı) iyileşme döneminde oluşan melanin artışına bağlı bir durumdur.

>>FELİD (ÇİLLENME)

Çocukluk ve genç erişkin dönemde ortaya çıkan kozmetik bir problemdir.

Güneş gören bölgelerde (özellikle yüzde) çok sayıda ufak çaplı lekeler şeklinde görülür.

Sıklıkla ailevidir.

Yaz mevsiminde belirginleşir.

Yanak, el sırtı ön kol en sık görülen bölgelerdir.

 

>>LENTİGO

Akut veya kronik güneş ışığı maruziyetine bağlı olarak gelişen, tüm vücutta görülebilen değişik tonlarda kahverengi lekeleri tanımlar.

Genelde 30-40 yaştan sonra, en sık el sırtı ve ön kolda görülür.

Beyaz ırkta sıktır.

 

>>FOTOTOKSİK PİGMENTASYON

-Bitkiler, gıdalar ( limon, bergamot, incir yaprağı sütü, kereviz, dereotu, havuç suyu)

-İlaçlar ( ağız yoluyla veya lokal uygulanan) la teması takiben kızarıklık, sonrasında su toplaması, sonrasında leke oluşur.

Tanı konduğunda, ilaç , gıda veya bitki teması kesilmeli ve engellenmelidir. 

>>CAFE AU LAİT (SÜTLÜ KAHVE) LEKELERİ

Doğumsal veya edinsel olarak ortaya çıkabilir.

Özellikle çocuklarda ve gövdede görülür.

Nörofibramatoz adlı hastalığın belirtisi olabilir.

 

>>MONGOL LEKESİ 

Kuyruksokumunda doğuştan itibaren mevcut olan bu leke 3-5 yaşa doğru genelde kendiliğinden kaybolur.

Asyalı veya siyah ırklı bebeklerde daha sık görülür.

 

>>LABİAL LENTİGO

Genç- orta yaş kadınlarda dudakta görülen iyi huylu pigmentasyondur.

Tedavisinde kozmetik sebeple kriyoterapi yapılabilir.

 

>>SEBOREİK KERATOZ

Derinin en sık görülen lezyonlarındandır.

İleri yaştaki insanların büyük bölümünde bulunur.

30 yaştan sonra sık görülür. Kadın ve erkekte eşit sıklıkta görülür.

Sebebi tam olarak bilinmemektedir, kronik ultraviyole ışığının oluşumunu kolaylaştırdığı düşünülmektedir.

Beyaz ırkta ve açık tenli kişilerde sık görülür.

Deriden kabarık, çoğunlukla kahverengi renkli, pürtüklü yüzeyli lezyonlar şeklinde görülür. Hafif kaşıntıya yol açabilir.

En sık gövde ve yüzde görülür.

Tedavisinde elektrokoter, kriyoterapi, cerrahi uygulanabilir

 

>>NEVÜS

Nevüs, halk arasında 'ben' olarak bilinir. Nevüs latince leke anlamına gelir.

Epidermis,  dermis veya her ikisinde pigment hücrelerinin proliferasyonu sonucu gelişir.

Beyaz tenlilerde daha fazla sayıda görülür.

Kalıtsal yatkınlık görülebilir.

Yassı veya kabarık olabilen, cilt yüzeyinde rastgele dağılım gösteren, ten renginden koyu kahverengiye doğru rengi değişebilen makül  (leke) ve papül (kabartı) leri tanımlar. Saplı olabilir; üzerinde kıl bulunabilir.

Doğuştan itibaren mevcut olabilir, erişkin çağa kadar sayıları artar.

Nevüslerin birçok çeşidi vardır: dermal, birleşik, halo, spitz, mavi nevüs vb...

Konjenital nevüs: yaşamın ilk yılında çıkan nevüsü tanımlar

Dev kıllı nevüslerde kansere dönüşme olasılığı % 1-10 dur doğuştan itibaren mevcutturlar.

Halo nevüs: çoğunlukla selim seyirlidir, nadiren melanom halo ile birlikte görülebilir.

Atipik (displastik) nevüs: Sıradan nevüslere göre daha büyük ve düzensiz sınırlıdır. Düzensiz pigmentasyon gösterir. Melanoma dönüşüm riski sıradan nevüslere göre daha yüksektir.

Birkaç displastik nevüs bir arada görülüyorsa veya ailevi çok sayıda displastik venüs varlığında melanom riski artar.

Beyaz tenli kişiler yılda en az iki kez cildini kontrol ettirmelidir.

Benlerin cerrahi olarak çıkarılmasını gerektiren durumlar; -benlerde ani değişiklikler ve kozmetik sebeplerdir.

Garip görünümlü hızlı büyüyen pigmente bir lezyonun aniden farkedilmesi, eski bir bende ortaya çıkan hızlı değişiklik (sızıntı, renginin koyulaşması) durumunda hemen bir cilt hastalıkları uzmanına başvurmalıdır.

Travmaya maruz kalan benler melanom açısından risk taşımaz.

 

>>DERİ KANSERİ

 Beyaz ırkın en sık görülen kanseri, deri kanseridir.

Deri kanserleri açık tenliler ve güneşe sık maruz kalanlarda sıktır.

Kseroderma pigmentosum hastalarında deri kanserine eğilim olduğundan hastalar  çok yakından izlenmeli ve güneşten çok iyi korunmalıdır.

Deri kanserleri içinde en sık bazal hücreli kanser görülür.

 

Bazal hücreli kanser

Epidermisteki bazal hücrelerden köken alınır.

Hastalarda başka güneş hasarı belirtileri de bulunur.

Uzun yıllarca deride lokalize kalır, yavaş seyir göstererek derin dokuya ( kıkırdak- kemik ) gibi ilerleyebilir.

Uzak metastaz göstermez

Genelde 40 yaştan sonra; burun, alın, kulak, yanak ve saçlı deride görülür.

Önce bölgede bir nodül gelişir, sonra bu nodülün kabarıklığı artar, rengi koyulaşabilir, üzerinde açık yara gelişebilir.

Koter, kriyoterapi, cerrahi gibi tedavi seçenekleri mevcuttur.

Birkez BCC geçirmişse bir hastada 2. kez BCC gelişme olasılığı % 35- 40 ' tır. Bu yüzden güneşten korunma çok önemlidir.

Yetersiz tedavi, skatris, greft bölgesinde nüks olasılığı yüksektir.

 

Yassı hücreli kanser

Deri ve mukozalardaki keratinositlerden köken alır.

Bazal hücreli kanserden sonra 2. sıklıkta görülen deri kanseridir.

50 yaştan sonra ve erkeklerde sık görülür.

Hızlı büyüme, lokal invazyon, uzak metastaz gösterebilir.

Sağlam deri bölgesi veya kanser öncüsü deri lezyonları (bowen hastalığı, aktinik keratoz gibi) üzerinde gelişebilir.

Bağışıklık sisteminin zayıfladığı transplantasyon, kanser, AIDS gibi durumlar risk oluşturur.

Deride kabarıklık, kabuklanma, kızarıklık, genişlemiş ince damarlar,yara şeklinde bulgu verebilir.

Tedavisinde cerrahi, cerrahi uygulanamayan durumlarda radyoterapi veya kemoterapi uygulanır.

 

Melanom

En kötü huylu deri kanseri türüdür. Erken tanısı hayati önem taşır.

En sık deriden köken alır (diğer: göz, meninks vs)

Melanom son yıllarda, beyaz ırkta orta yaş grubunda en sık görülen kanser türlerinden biri haline gelmiştir.

Erişkinlerde sık görülür, ancak doğuştan nevüslü çocuk hastalarda da görülebilmektedir.

Ailevi özellik gösterebilir (öz. Displastik nevüslü hastalarda).

%70-80 sağlam deriden, % 20-30 mevcut nevüs üzerinden gelişir. (siyah ve sarı ırkta %100 ü sağlam deriden gelişir).

Çocukluk çağında gelişen şiddetli güneş yanığı melanom için risk faktörü oluşturur.

Düzensiz sınırlı, çoğunlukla kahverengi renkte (amelanotik formu nadirdir), kabartı, nodül, açık yara şeklinde ortaya çıkabilir.

 

Melanom tanısı konan hasta nüks, metastaz, ikinci primer tümör gelişimi açısından çok yakından takip edilmelidir.

Tedavisinde cerrahi veya kemoterapi uygulanabilir.

Melanom çoğunlukla öldürücüdür.

Bu yüzden mevcut bir ben veya normal deri üzerinde siyah- kahverengi düzensiz sınırlı lekelenme, ben çapında artış, açık yara oluşumu, kanama, simetri kaybı, kabarıklaşma, yüzey düzensizliği hastaları kötü huylu bir dönüşüm açısından uyarmalıdır.

 

>>AKNE VULGARİS

Akne, yağlı ciltlerde görülen iltihaplı sivilceler ve siyah nokta oluşumunu ifade eder.

En sık 16 -19 yaş arası erkenlik döneminde görülür ve yüz, sırt, omuz ve göğüs ön yüzde ortaya çıkar.

Hastayı hekime getiren en önemli faktör, hastanın dış görünüşünden kaynaklanan psikolojik rahatsızlığıdır.

Neden sivilce oluşur?

Hormonal değişiklikler,yağ bezlerinin aşırı yağ üretimi ,bakterilerin çoğalması ile kıl folikülü ve yağ bezelerinin iltihabı sivilce oluşumuna yol açar.

Akne oluşumunda dietin rolü yoktur. Çikolata, kuruyemiş, yağlı yiyeceklerin akne ile ilişkisi bilimsel olarak kanıtlanmamıştır.

Temizlik veya cinsel aktivite ile akne şiddeti arasında bir ilişki bulunmamıştır.

Kalıktsal foktörler ( ailevi yatkınlık ) ,

Gebelik,

İlaç kullanımı ( hormonal ilaçlar v.b.)

Yanlış kozmetik ürün kullanımı,

Stres,

akne oluşumu ile ilişkilidir.

 

Akneli cilt nasıl temizlenmeli?

Cildi çok sık yıkamak  veya ovuşturmak akneyi şiddetlendirebilir. Günlük olarak cilt ılık su ile cilt ph sına uygun bir temizleme ürünü ile temizlenebilir.

Akneli cilde makyaj yapılabilir mi? 

Akneli ciltte su bazlı (oil-free) ve siyah nokta oluşumuna yol açmayan ( non- komedojenik ) fondoten veya pudra kullanabilir.

Akne iç hastalıklardan kaynaklanabilir mi? 

Aknenin karaciğer veya başka bir iç organ hastalığı ile ilişkisi yoktur.

Tedavi ile kontrol altına alınmayan, vücutta aşırı tüylenme veya şaç dökülmesinin eşlik ettiği aknenin bir cilt hastalıkları uzmanı tarafından hormonal açıdan tetkik ve değerlendirilmesi gerekir.

Akne tedavisi nasıl olmalıdır? 

Tedavide ana prensip cildi tahriş etmeyen temizleyici ürün seçimi, iltihaplı sivilcelerin elle sıkılıp travmatize edilmemesi ve akne şiddetine uygun tedavi uygulanmasıdır.

Aknede, tedavi başlandıktan sonra etki 2 – 4 hafta sonra başlar. Tam iyileşme için tedaviyi dermatolog kontrolünde aylarca sürdürmek gerekir. 

Hafif aknede krem, jel, losyon şeklinde topikal ilaçlar (retinoik asid, benzoil peroksit, azeleik asit, topikal antibiyotikler [eritromisin , klindomisin , tetrasiklin] ve temizleyiciler, akneli bölgeye ince bir tabaka halinde uygulanır.

Topikal akne tedavisinde ciltde kuruma, soyulma oluşabilir.

Hafif akne tedavisinde dermatolog tarafından yapılan peeling işlemi de etkilidir. 

İltihaplı sivilcelerin yoğunlaştığı orta şiddetli aknede; ağızdan antibiyotikler (tetrasiklin eritromisin) ve topikal tedavi birlikte uygulanır. 

Şiddetli aknede dermatolog kontrolünde ağızdan antibiyotik veya ağızdan retinoik asit tedavisi uygulanır.

 

>>SİĞİL

Virüslerle (HPV) oluşur, bulaşıcıdır (öz. genital siğil: direk temas veya ortak eşyayla temas sonrası)

Bağışıklık sistemi zayıf kişilerde lezyon sayısı daha fazla görülür.

Kendiliğinden iyileşebilir (öz. çocuklarda ellerde oluşan siğiller aylar içinde gerileyebilir). Ancak erişkinlerde ortaya çıkan çok sayıda ağrılı siğiller tedavi edilmelidir.

Vücuttaki yerleşim yerlerine göre klinik görünümleri değişmektedir.

Siğil en çok ellerde (avuç içinde el parmaklarında tek veya çok sayıda) görülür. Çocuklarda parmak emmeye bağlı olarak dudaklarda da oluşabilmektedir. Üzeri pürtüklü sertlikler şeklinde görülürler.

Ayak tabanında oluşan siğiller çoğunlukla nasırla karıştırılmaktadır, ağrılı sertlikler şeklinde ortaya çıkar. Diğer siğillerden farklı olarak çıkıntılı değildir, yürüme basıncına bağlı olarak deri içine doğru büyüme gösterir.

Yassı siğiller özellikle çocuklarda ve yüzde çok sayıda siğil şeklinde görülür. Erkeklerde sakal bölgesinde, kadınlarda bacaklarda da görülebilmektedir. Çok sayıda açık kahverengi, deriden hafif kabarık lezyon şeklinde görülür. Hastalarda kozmetik rahatsızlık oluşturur.

İnfantil siğilde doğum kanalından bulaş söz konusu olabilir.

Genital ve anal bölge nemli bölgeler olduğu için siğilin bulaş sonrası ortaya çıkışı çok hızlı olur.

Siğil, ilaçlı solusyonlar (salisilik asit, podofilin, podofilotıksin, imikimod) la tedavi edilebileceği gibi, kriyoterapi, elektrokoter gibi yöntemlerle daha kısa sürede (1-2 seansta da tedavi edilebilmektedir.

 

>>KONDİLOM (CİNSEL SİĞİL)

Kondilom, genital bölgede görülen siğili tanımlar.

Cinsel temasla bulaşan hastalıkların başında gelmektedir ve hastalarda kozmetik ve psikolojik rahatsızlık oluşturmaktadır.

Çoklu cinsel partner önemli bir risk faktörüdür.

Kronik tekrarlayıcı seyir gösterir, kendiliğinden iyileşme olasılığı da vardır.

 

Nasıl fark edilir?

Çoğunlukla genç erişkinlerde, çok sayıda lezyon mevcuttur. Deri renginde veya kahverengi deriden kabarık papüller şeklinde görülür.

Kondilomlu hastaya yaklaşım:

Kondilomlu hastaların cinsel yolla bulaşan diğer hastalıklar (sifiliz, AİDS, hepatit) açısından araştırılması gerekmektedir.

Genital ve anal kondilom etkeni HPV ler kanserojen olabilir, bu yüzden:

Erişkin vulva kondilomlarında serviks ve vajina muayenesi, hastanın pap-smeer le izlenmesi gerekir.

Anal kondilomlarda mutlaka genel cerrahi konsultasyonu gerekir.

3 yaştan küçük çocuklarda görülen genital siğillerde ailevi bulaşma, 3 yaştan büyük çocuklarda görülen genital siğillerde cinsel taciz akla getirilmelidir.

 

Kondilom nasıl tedavi edilir?

En önemli tedavi seçeneği podofilindir, bunun dışında podofilotoksin, elektrokoter, kriyoterapi de tedavi seçenekleri arasındadır.

>>HERPES İNFEKSİYONU (UÇUK) 

Çoğu insanın yaşamı boyunca karşılaştığı, çoğunlukla ağız çevresinde gelişen herpes virüsle bulaşan uçuk infeskiyonudur.

Herpes virüsün 2 tipi vardır:

HPV Tip I: yüzde oluşan uçuk lezyonlarından,

HPV Tip II: genital bölgede oluşan uçuk infeksiyonundan sorumludur.

Klinikte yanma, batma hissi sonrasında gelişen, kızarık zeminde su dolu kabarcıklar görülür.  Kabarcıklar 10-14 gün sonunda tam olarak iyileşir.

Primer infeksiyon (ilk atak) şiddetli seyreder, ateş, bezeler, başağrısı, genel durum bozukluğu eşlik edebilir. Ağızdan antiviral tedavi gerekir.

İlk ataktan sonra sinir kök hücrelerine yerleşen virüs tetikleyici faktörlerle aktive olarak tekrarlayan ataklara yol açar. Tekrarlayan ataklar daha hafif seyirlidir, lokal tedaviler etkili olur.

Ateşli hastalıklar, stres, güneş, rüzgar gibi çevresel faktörler, bayanlarda adet dönemleri, aşırı yorgunluık, travma, cinsel ilişki (genital herpeste) tetikleyici rol oynayabilir.

Tekrarlayan atakların gelişimi önlenemez.

İnfeksiyon hasta farketmeden sessizce de geçirilebilir.

  

>>MOLLUSKUM KONTAGİOSUM

Virüslerle (poxvirüs) oluşan molluscum çoğunlukla çocuklarda görülür, çok sayıda lezyon biradadadır. Lezyonlar çoğunlukla 6-9 ay kalır.

Direk temas veya ortak eşya kullanımı ile bulaşabilir.

Kendiliğinden iz bırakmadan iyileşebilir. Ancak çok uzun süren lezyonların bulaşını önlemek için tedavi uygulanmalıdır.

Tedavisinde salisilik asit, retinoik asit, podofilin gibi lokal ilaçlar uygulanabilir ancak bu tür ilaçların tahriş etme olasılığı vardır. Elektrokoter, kriyoterapi, küretaj da tedavi amaçlı uygulanabilir.

 

>>MANTAR İNFEKSİYONLARI

 

Mantar infeksiyonu en sık görülen deri hastalıkları arasında yer almaktadır.

Mantar infeksiyonu nasıl oluşur?

Mantar mikrobu insana insandan, doğadan ve hayvandan bulaşabilmektedir.

Vücutta süreli kapalı kalan (ayak, kasık vb kıvrım yerleri) bölgelerin nemli kalması

Mantar infeksiyonu olan kişilerle ortak eşya ve ortamları (şapka, tarak, havlu, çorap, terlik, banyo, havuz vb) kullanmak mantar infeksiyonu oluşumunda en önemli etkenlerdir.

Mantar infeksiyonu bulaşıcıdır, bir bölgede oluşan mantar infeksiyonu diğer vücut bölgelerine de rahatlıkla yayılır.

 

Mantar infeksiyonu klinik olarak nasıl belirti verir?

Mantar mikrobu, deri, saç veya tırnakta hastalığa yol açabilir.

Mantar infeksiyonu en sık ayak parmak aralarında ortaya çıkar.

Ayak parmak arası mantar infeksiyonu, özellikle ayak parmak aralarında soyulma, beyazlaşma, kızarıklık, kepeklenme, kaşıntı ile kendini belli eder.

Ayaklardan sonra ensık mantar infeksiyonu yerleşim bölgesi kasıklardır.

Kasıklarda ve gövdede mantar infeksiyonu kızarıklık, kepeklenme, kaşıntıya yol açar.

Tırnakta mantar infeksiyonu sarı- beyaz renk değişikliği, kalınlaşmaya yol açar.

Kasık, ayak, tırnağın mantar infeksiyonu ağızdan ve/veya topikal antifungal ilaçlarla tedavi edilebilir.

Saçlı derinin mantar infeksiyonu çocuklarda sık görülmektedir, yuvarlak- oval saç kaybı, kabuklanma, kepeklenme, kızarıklık ve kaşıntıya yol açar. Okul çağındaki bir çocukta saptandığında diğer okul arkadaşları da gözden geçirilmelidir. Tedavisinde ağızdan ve topikal antifungaller kullanılmalıdır.

Tinea versikolor, özellikle boyun ve gövdede kahverengi veya deriden açık renkli kepekli olabilen lekelere yol açar. Lokal ve oral antifungallerle tedavi edilebilir.

Maya mantarları (Candida) nın etken olduğu mantar infeksiyonları terleme, sürtünmenin yoğun olduğu kapalı vücut bölgelerinde şişmanlık, antibiyotik, kortizon ve doğum kontrol hap kullanımı, gebelik, diyabet, hormonal rahatsızlıklar, atopik ekzema, HIV/AIDS hastaları, kanser hastalarında sık görülebilmektedir. Pamuklu iç çamaşırı giymek, yüzme sonrası mayo değiştirmek, kısa süreli duş almak, rahat, bol, ter emen kıyafetler giymek vulvovajinal mantar infeksiyonundan korunmada çok önem taşır.

Candidal mantar infeksiyonu vulvovajinal bölgede kaşıntı, süt kesiği şeklinde beyaz renk akıntıya yol açar.

Ağızda candidal mantar infeksiyonu bebekler veya bağışıklığı baskılanmış erişkinlerde görülebilmektedir. Ağız içinde beyaz plaklar şeklinde ortaya çıkar.

Tanı : 

Mantar infeksiyonunda lezyondan alınan kazıntı örneğinin %10-20 lik KOH ile incelemesi hızlı, ucuz ve kolay bir tanı yöntemidir. Bunun dışında lezyondan mantar kültürü de yapılabilir.

Doğru tanı konduğunda başarıyla tedavi edilebilen bu durumlarda şikayetler önemsenmeli ve mutlaka bir cilt hastalıkları uzmanına başvurmalıdır.

 

>>NASIR

Nasır, sürtünme, çarpma gibi tekralayan minör travmalara bağlı olarak gelişen sert deri kalınlaşmasını ifade eder. Hastada şiddetli ağrı ve günlük ve iş yaşantısında zorluklara yol açar.

Yaşlılar, şeker hastaları, dolaşım bozukluğu olanlarda ikincil infeksiyonlar açısından dikkat edilmelidir.

 

Nasır neden oluşur? 

Ortopedik sorunlar, uymayan dar ayakkabılar, elin yoğun olarak kullanılması nasırın en sık sebeplerini oluşturur.

Temizlikçilerde dizlerde, sporcular ve işçilerde avuç içlerinde, telli alet çalanlarda parmak uçlarında sık görülür.

Ülkemizde düzenli namaz kılmaya bağlı olarak diz ve ayak bileğinde namaz topağı şeklinde görülebilir.

 

Nasır klinikte nasıl karşımıza çıkar? 

Nasırın 2 formu vardır: sert ve yumuşak nasır 

Sert nasır, kemik çıkıntıları üzerinde (özellikle 5. parmak üstü) veya ayak tabanında sık gelişir.

Yumuşak nasır, ayak parmak aralarında (en sık 5. parmak iç yan yüzde) oluşur. Simit şeklinde koruyucu yastıkçık kullanımı şikayetleri hafifletir.

 

Nasırlı hastaya yaklaşım:

Nasırlı hastada öncelikle mevcut olan mekanik sorunlar giderilmelidir. Dar ayakkabı kullanılmamalı, kemik yapıda sorun varsa hasta bir ortopediste yönlendirilmelidir.

Nasırdan korunmada tabanlık, nasır, koruyucu halka, ve örtüler, yastıkçıklar faydalıdır.

Tedavide salisilik veya laktik asit içeren karışımlar, elektrokoter, küretaj, cerrahi yöntemler kullanılabilir.

Hastada nasıra yol açan sebep ortadan kaldırılmazsa, daha şiddetli nüks görülebilir.